
Yeni yönetim Eski Türk Ocağı Reislerini 80.inci Yıl Öğretmen evinde bir araya getirdi.19 Ocak 2010 tarihinde yapılan genel kurulda seçilen Türk Ocağı Denizli yeni yönetim kurulu ahde vefa göstererek Eski reislerine nezih bir ortamda yemek verdi.Verilen yemekte üyelerin aileleri ile birlikte katılmaları dikkat çekti.Aileler kaynaşarak tanışma fırsatı bulurken mutlulukları yüzlerinden okundu..Çiçeği burnunda Türk Ocağı Reisi Dr.Mehmet Baylan kısa bir teşekkür konuşmasından hemen sonra kendisinden önce reislik yapan Türk Ocağı Başkanlarına tek tek mikrofon uzatarak görüşlerini aldı…
Yemekli tanışma ve kaynaşma yemeğine katılan 8 Eski Türk Ocağı Reisi,yeni seçilen yönetime başarı dilekleri ile beraber Türk Milliyetçili Fikir sisteminin 1912 yılında kurulan Türk Ocağının öncülük ettiğini ve Türk Milletinin var olduğu müddetçe Türk Ocağının var olacağını belirttiler.Türk Ocağının kısaca kuruluş ve amaçlarını açıklayan Prof.Dr.Mehmet Akgün,bu bir bayrak değişimidir genç kardeşlerimize gönül rahatlığı ile bu görevi devrediyoruz.Türk Ocağı Başkanlığını devretmemiz Ocağımızdan ayrı kalacağımız anlamına gelmez.Bundan sonrada üzerimize düşen bütün görevleri yapacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın.Yeni seçilen Türk Ocaklı kardeşlerimize başarılar dileriz…
Türk Ocağı Kurucularından ve Başkanlarından Dr.Şadi Çetinkaya : Ülkemiz çok zor bir dönemden geçiyor.Önemli olan bu zor dönemde Ülkemize sahip çıkmaktır.Türk Ocağı kurulduğundan bu zamana kadar Türk Milliyetçiliği fikrini savuna gelmiştir.Bundan sonra da böyle olacaktır.Türkiye Cumhuriyetinin temeli Türk Ocağı ile atılmıştır.Zor bir dönemden geçmemize rağmen asla ümitsiz değilim.Türk Ocağı mensuplarının bunu çok iyi bildiklerini biliyorum dedi.
Yeni Türk Ocağı Reisi Dr.Mehmet Baylan Türk Ocağı bildirisini okudu :
Türk Ocağı yönetimi yaptığı açıklamada şu konuları vurgulamıştır:
Türk Ocakları “Millî kültürün, ahlâk ve fikir hayatının geliştirilmesi, millî birliğin kuvvetlendirilmesi, toplum yapısının sağlamlaştırılması ve Türklüğün yüceltilmesi amacıyla kurulmuştur. Kısaca “Türk Milliyetçiliği” olarak da adlandırılan bu amaç, derneğin “Millî Ülkü”südür.” Denizli Türk Ocakları dün olduğu gibi bugün de bu birleştirici ülkü dairesinde hizmet verecektir.
Türk ocakları bu açıdan bakıldığında tarafsız değildir. Türk Ocakları; ülkenin birliği, dirliği, bölünmez bütünlüğü, Türkçenin ana dil olarak korunması ve kullanılması, tek bayrak, barış, özgürlük, sevgi, saygı, iyilik, güzellik, insanlarımız arasındaki hoşgörü ve gönül bağı taraftarıdır.
Ülkemizde millî konulardaki hassasiyet eksikliği, ileri görüş taşımayan siyasetler, sonucu açık olmayan ve ülkeyi kaosa sürükleyen çözüm önerileri(?!), bu önerilerin taviz ve teslimiyet içermesi dolayısıyla zor bir dönemden geçmektedir.
Bu politikalara ilave olarak kasıtlı kalemlerin de körüklediği Türk tarihini ve kültürünü karalama kampanyaları bütün hızıyla devam etmektedir. Türk tarihi, milliyeti ve kültürü konusunda önem taşıyan değerlerin ve isimlerin halk arasında tartışmalara yol açacak dava (Ergenekon destanının adının Ergenekon davasında kullanılması gibi) ve olumsuz karakterlere isim olarak konması (dizilerde Kürşat adının yıpratılması gibi) da bu tür saldırıların diğer boyutudur.
Bölücülüğe karşı tavizkâr yaklaşım ve tutumlar; alt ve üst kimlik gibi bugüne kadar bir arada ve kardeşçe yaşayan, hala bu kardeşliği devam ettirmek isteyen insanları susturarak veya yok ederek bölmeye parçalamaya uğraşan zihniyet sayesinde halk arasına nifak tohumları ekilmiştir. Bütün bunların sonucunda da sokaklarda eylemler devam etmekte, günahsız insanlara kim olduğuna bile bakılmaksızın zarar verilmekte, askeri karakollara, emniyet binalarına ve güvenlik güçlerine saldırılar istenmeyen iç çatışmaya zemin hazırlamaktadır.
Bütün bu olumsuz tablo içinde en önemli konulardan biri de kardeş Türk devletleri ile Türkiye arasındaki siyasi ve ekonomik işbirliğinin gittikçe zayıflaması, buna ilave olarak kültürel açıdan başlatılmış olan ortak çalışmaların azalması da bizleri üzen meseleler arasındadır. Bazı Türk cumhuriyetleri ile gerginlikler yaşanmaktadır. Azerbaycan ile yaşadığımız problemler gibi. Iraktaki üç milyon soydaşımız kaderine terk edilmiştir. Kuzey Irak’taki “kırmızıçizgi” ile ilgili sözler havada kalmıştır.
Millî birlik ve bütünlük konusunda yaralar alan ülkemizdeki bu gelişmeler vatandaşlarımızı da zor duruma düşürmekte, zaten maddî güçlüklerle boğuşmaktan değerleriyle, geleceğiyle uğraşmaya vakit ayıramayan insanlarımızı daha güç şartlar altına sokmaktadır. Buna eklenen manevî konulardaki istismarcı anlayış, vatandaşın iradesine ipotek konulması yönündeki çalışmalar milletimizi daha da derinden yaralamaktadır.
Her şeyin ötesinde Atatürk’ün “ Ne mutlu Türküm diyene!” vecizesi bile toplum içerisinde huzursuzluk sebebi olarak algılanır olmuştur. İnsanın köklerine sahip çıkmadığı, milletine ve vatanına yapılan saldırılara sessiz kaldığı imajı, yasalarla ilgili olarak yapılması düşünülen değişiklikler de ülkeyi karmaşaya sürüklemektedir.
Yukarıdaki konular ve bütün benzer olumsuzluklara rağmen Türk Ocaklı olan bizler; Türk Milleti’ne mensubiyetin gurur ve şuuruna sahip, manevi ve kültürel değerlerimizi özümsemiş, yeni gelişmelere açık, sorumluluk duygusu ve toplumsal duyarlılığı yüksek, bilim ve teknoloji üretimine yatkın, düşünme algılama ve problem çözme yeteneği gelişmiş, girişimci, demokrat, laik, Atatürk’ün izinde cumhuriyete bağlı, ülkesini seven, birliğinden yana olan, kültürlü ve inançlı, sevgide yoğrulmuş insanlar olmak ve böyle insanlar yetiştirmek için var gücümüzle çalışacağız. Amacımız; millî kültür yanında ahlâk ve fikir hayatımızı geliştirmek, millî ülkünün kuvvetlenmesi ve yayılması için çaba göstermek, bu amaçla yapılacak çalışmalarla manevî değerlerimizi pekiştirmek ve millî birliğimizi kuvvetlendirilmek, toplum yapısını ve güven ortamını sağlamlaştırılmak olacaktır. “Türk Milliyetçiliği” şeklinde özetleyebileceğimiz bu amaçlarımız biliyoruz ki her Türk Ocaklının ülküsüdür. Bu ülkü doğrultusunda bütün Türk Ocaklılar ve halkımızla birlikte hizmet etmeye talip olduk. Bu bilinçle de hareket edeceğiz. “ Ne mutlu Türküm diyene”.

16.01.2010 tarihinde Denizli Türk Ocağı toplantı salonunda “Denizli Türk Ocağı”nın yeni yönetimini oluşturmak amacıyla seçim yapıldı. Türk Ocağı Üyelerinin kullandıkları oylar sonucu;
YÖNETİM KURULU’na; Mehmet BAYLAN ( BAŞKAN ), Deniz KÖSEHAN ( SEKRETER ), Nergis BİRAY, Hasan Basri BEKEN, İsmail Oğuz CİNBİŞ (BAŞKAN YARDIMCISI ), Atakan EKEN, Yücel AKINCI, İlkay Şahin ÇAĞIRICI, Numan GÜNEŞ, Selami ERÇELİK, Mehmet Oğuzhan ŞAHAN, Hüdaverdi AKBEYİK, Aydın ARAÇ, Bilge ÖZKAN NALBANT;
DENETİM KURULU’na; Mehmet Ali UZAKGİDER, Fikret KARATEPE, Mustafa KOÇ;
ANKARA KURULTAY DELEGELİĞİ’ne; Mehmet BAYLAN, Hasan Basri BEKEN ve Süleyman SOLMAZ seçilmişlerdir.
19.01.2010 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında;
Denizli Türk Ocağı Başkanlığı’na Dr. Mehmet BAYLAN,
Başkan yardımcılığına Dr. İsmail Oğuz CİNBİŞ,
Sekreterliğe Deniz KÖSEHAN
Muhasip üyeliğe Atakan EKEN seçilmişlerdir.














